Çapraşık dişler sağlığı tehdit ediyor: Diş teli her yaşta mümkün
Ortodontik tedavinin yalnızca estetik bir ihtiyaç olmadığını vurgulayan uzmanlar, sağlıklı diş etlerine sahip her bireyde yaş fark etmeksizin diş teli uygulanabileceğini belirtiyor.
Melike Türk | Bilge Diş Hekimi
İSTANBUL / TÜRKİYE — Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ortodonti Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Muteber Durmuş, çapraşık dişlerin yalnızca estetik bir sorun olmadığını, aynı zamanda ağız ve genel sağlığı da doğrudan etkileyen ciddi bir problem olduğunu açıkladı.
Diş teli ve şeffaf plak gibi ortodontik tedavilerin yalnızca çocukluk dönemine özgü olduğu algısının artık bilimsel olarak geçerliliğini yitirdiğini belirten uzmanlar, sağlıklı diş etlerine sahip her yaştan bireyin bu tedavilerden başarıyla faydalanabileceğini vurguluyor. Erken yaşta yapılan ilk ortodontik muayenelerin ileride oluşabilecek çene asimetrisi gibi geriye dönüşü zor ve büyük cerrahi gerektiren sorunların önüne geçtiği ifade edilirken, tedavi sürecinde hastaların uyması gereken hijyen ve pekiştirme kuralları da büyük önem taşıyor.
Çapraşık dişler genel sağlığı da olumsuz etkiliyor
Toplum arasında genellikle dış görünüş ve gülüş estetiği ile ilişkilendirilen diş çapraşıklıkları, aslında vücudun sindirim sisteminden baş ve boyun kaslarına kadar uzanan geniş bir yelpazede sorunlara zemin hazırlıyor. Sindirimin ağızda başladığı gerçeği göz önüne alındığında, dişlerin doğru kapanmaması durumunda besinlerin yeterince öğütülemeden mideye gönderilmesi, uzun vadede sindirim sistemi rahatsızlıklarına kapı aralıyor. Bunun yanı sıra, üst üste binmiş ve dönük dişlerin fırçalama veya diş ipiyle temizlenmesi fiziksel olarak oldukça zorlaşıyor.
Konuya ilişkin detaylı değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Muteber Durmuş, çapraşık dişlerin genel sağlığı olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Temizlenemeyen yüzeylerin ciddi riskler barındırdığını aktaran Durmuş, "Bu durum zamanla dişlerde çürümeye, plak birikimine, renklenmelere ve diş eti iltihabı problemlerine yol açabilir. Aynı zamanda dişlerdeki yanlış konumlanma ve yanlış kapanış, çene eklemine ekstra yük bindirir. Bu durum çene ve baş ağrılarına, çiğneme güçlüklerine ve hatta bazı durumlarda konuşma bozukluklarına yol açabilir" dedi.
İlk ortodontik muayene 7 yaşında yapılmalı
Ortodontik tedavilerde toplumda sıkça düşülen en büyük yanılgılardan biri, çocukların tüm süt dişlerinin dökülüp kalıcı dişlerin tamamının sürmesini beklemektir. Ancak modern diş hekimliği uygulamaları ve
Çocuklarda ilk ortodontik muayenenin 7 yaş itibarıyla mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Durmuş, bu dönemin kritik bir dönemeç olduğunu vurguladı.
"Bu yaşta çocukların ağzında hem süt dişleri hem de kalıcı dişler birlikte bulunur. Erken muayene sayesinde dişlerin sürme yönü, çene gelişimi, kapanış problemleri ve yer darlığı gibi sorunlar erken bir dönemde tespit edilebilir. Gerektiği durumlarda erken müdahale yapılarak, ileride oluşabilecek çene asimetrisi veya daha büyük ortodontik sorunların önüne geçmek mümkün olur."
Şeffaf plak mı yoksa klasik diş teli mi?
Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte ortodontik tedavi yöntemleri de çeşitlenmiş durumda. Geçmişte tek seçenek olan metal braketlerin yerini, porselen braketler ve tamamen kişiye özel üretilen şeffaf plak (aligner) sistemleri de almaya başladı. Şeffaf plaklar ile klasik diş tellerinin aynı amaca, yani dişlerin üç boyutlu uzayda ideal ve sağlıklı konumuna getirilmesine hizmet ettiğini kaydeden Durmuş, uygulama şekilleri ve hasta konforu açısından farklılıklar bulunduğunu hatırlattı.
Şeffaf plakların kişiye özel üretilen, gerektiğinde çıkarılabilen ve belirli aralıklarla değiştirilen neredeyse görünmez apareyler olduğunu söyleyen Dr. Durmuş, "Günlük kullanımda daha estetik ve konforludur; yemek yerken veya diş fırçalarken çıkarılabilmesi hastaya büyük kolaylık sağlar" ifadelerini kullandı. Klasik diş tellerinin ise dişlere sabitlenen braket ve tellerden oluştuğunu belirten uzman, "Bu durumda hastanın bireysel motivasyonuna gerek kalmadan, bu apareyler diş hareketlerini daha kontrollü bir şekilde yönlendirmeye yardımcı olur. Hangi yöntemin seçileceği, hastanın diş yapısına ve tedavi ihtiyacına göre bir ortodonti uzmanı tarafından belirlenir" şeklinde konuştu.
Ortodontik tedavi sadece çocukluk dönemine ait değil
Erişkin bireylerin ortodontik tedaviye yaklaşımında genellikle "bu yaştan sonra diş teli takılmaz" önyargısı hakimdir. Oysa çene kemiği içindeki diş hareketi biyolojisi, yaşam boyunca devam eden bir süreçtir. Erişkin ortodontisinde dişlerin hareket hızında minimal farklılıklar gözlemlense de, estetik ve fonksiyonel açıdan mükemmel sonuçlar elde etmek tamamen mümkündür. Tedavinin önündeki tek fizyolojik engel yaş değil, yetersiz kemik desteği veya tedavi edilmemiş ilerlemiş diş eti hastalıklarıdır.
Yetişkinlerde de diş teli tedavisinin güvenle ve sıklıkla yapılabileceğini ifade eden Durmuş, şu bilgileri paylaştı: "Ortodontik tedavi sadece çocukluk dönemine ait bir uygulama değildir. Yetişkin yaşlarda da belirli bir planlama ile dişler hareket ettirilebilir. Burada belirleyici olan yaş değil, diş ve diş eti sağlığıdır. Detaylı bir muayene ile uygun vakalarda diş teli veya şeffaf plak gibi yöntemlerle dişler ideal konumuna getirilebilir. Doğru planlama ve düzenli takip ile yetişkinlerde de oldukça başarılı sonuçlar elde etmek mümkün."
Tedavi sürecinde ağız hijyeninin önemi çok büyük
Ortodontik apareylerin, ister sabit metal braketler olsun ister şeffaf plaklar, ağız içinde gıda birikimi için ekstra tutunma alanları oluşturduğu biliniyor. Tedavi süresince dişlerin normalden çok daha fazla özenle temizlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde, braketlerin etrafında biriken ve temizlenmeyen plak, mine yüzeyinde "beyaz nokta lezyonları" adı verilen kalıcı lekelere, başlangıç çürüklerine ve tedaviyi durma noktasına getirebilecek ciddi diş eti iltihaplarına neden olabiliyor.
Diş teli takılıyken temizlik ve bakımın nasıl yapılması gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Muteber Durmuş, "Ağız hijyeni, diş teli tedavisindeki en önemli konulardan biri. Braketler ve teller yiyecek artıklarının daha kolay birikmesine neden olabileceği için temizlik rutini çok daha özenli yapılmalı. Günde en az iki kez, mümkünse her öğünden sonra dişler yumuşak kıllı bir ortodontik diş fırçası ile fırçalanmalı. Ulaşılamayan yerler arayüz fırçası ile temizlenmeli; diş ipi veya ortodontik diş ipi kullanılarak diş aralarının temizliği sağlanmalı. İyi bir ağız hijyeni hem diş eti problemlerinin hem de çürük oluşumunun önüne geçer, tedavinin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar" diye konuştu.
Pekiştirme süreci tedavinin kalıcılığı için şart
Yıllar süren emek ve maliyetin ardından tellerin veya plakların çıkarıldığı gün tedavi tam anlamıyla bitmiş sayılmıyor. Dişleri çene kemiğine bağlayan periodontal lifler, eski çapraşık konumlarını adeta bir "hafıza" gibi hatırlama ve o pozisyona geri dönme (nüks) eğilimindedir. Kemik dokusunun yeni konuma tamamen adapte olabilmesi için ortodontistlerin "pekiştirme" veya "idame" adını verdiği pasif tedavi dönemine geçiliyor. Bu dönemde kurallara uyulmaması, dişlerin aylar içinde yeniden bozulmasına sebep olabiliyor.
Ortodontik tedavi bittikten sonra dişlerin tekrar bozulmaması için hastaların apareylerini aksatmadan kullanması gerektiğini aktaran Dr. Durmuş, süreci şöyle özetledi: "Tedavi bittikten sonra dişlerin bozulmaması için ‘retainer’ (pekiştirme teli) veya ‘Essix plağı’ (pekiştirme plağı) denilen apareyler kullanılır. Bu apareyler, dişlerin yeni pozisyonuna alışmasına yardımcı olur ve elde edilen sonucun korunmasını destekler. Pekiştirme teli genellikle dişlerin arkasına sabitlenen ince bir teldir. Pekiştirme plakları ise dişlerin üzerine tam oturan şeffaf plaklardır. Bu koruyucuların kullanım süresi ve şekli hekim tarafından belirlenir. Düzenli kullanım ve hekim kontrollerine uyum, tedavinin kalıcılığı açısından hayati önem taşır."













